KAYIP NESILDEN ALTIN NESILE !!!

KAYIP NESILDEN ALTIN NESILE !!!
# Posté le lundi 19 mai 2008 14:03

BİZ BU BAYRAMDA VURULDUK ( 13 yasindaki kiz )

BİZ BU BAYRAMDA VURULDUK

Biz bu bayramda vurulduk. Kocaman bir bomba düştü üzerimize... Ben 12 yaşındayım, kardeşim 7... Ben görmedim, annem çok ağlamış biz ölünce. İkimizin de küçücük elleri vardı, bulamadılar, yoksa mutlaka bırakırlardı kabrimize...

Biz bu bayramda vurulduk... Küçücük bir kurşun değdi yüreğimize, meğer ölmek ne kadar da kolay bir şeymiş. Amerikalı askerler, gösterdiler hepimize. Yinede bir sevinç var içimizde... Biz öleceğiz ve daha güzel olacak Dünya... Biz öleceğiz ve daha güzel olacak Dünya... Yoksa siz duyarsız Müslümanlar, döner miydiniz sırtınızı bize... Biz bu bayramda öldürüldük, yanlışlıkla bir tankın paletleri geçti üzerimizden... Mutlaka seyretmişsinizdir, toprağa bulanan cesetlerimizdi onlar! Belki haber bültenlerinde de görmüşsünüzdür. Ben koşuyordum... Kardeşimin ayağı takıldı, onu kaldırmak istemiştim yerden, görmediler, gözleri yok ki tankların... Yoksa öldürmezlerdi bizi. Yok, o kadarda cani olmazlar öyle değil mi? Biz bu bayramda bomba ve kurşun yedik. Öyle can verdi bedenlerimiz! Gıyabımızda cenaze namazımızı kılsaydınız isterdik. Yaşarken zaten yanımızda değildiniz, ama mutluyuz yinede... Biz bu Bayram da evimizde değildik.

Kurşun insan vücudunu delebilirmiş, bir ev yıkıldığında mezara benzermiş, yaralıları öldürmek hiçte zor değilmiş... O bildiğiniz tanklar var ya; bir CAMİ yi rahatlıkla yerle bir edebilirmiş. Hepsini gördüm ama ama birde siz görebilseydiniz. Biz bu bayramda, annemizin elinden öpemedik, yalnızca katledildik. Siz yinede hoşgörüyle bakın her şeye... Kültürler arasında diyalog kurun! Aman haa, sakın medeniyetler çatışmasın. Siz rahatlıkla yiyin ekmeğinizi, biz birazdan öleceğiz.... 3 günlük dünya birde aç kalacak değilsiniz ya. Biz bu bayramda babamızın elinden tutup bayram namazına gidemedik. Ezanı da duyamadık hiçbirimiz, şimdi bir ezan olup dolaşmak vardı uykularınızın üzerinde. Ama yinede ulaşamadı sesimiz, çünkü bütün minareleri yıktılar. Birde müezzinler çağırırken sizi, ROCK müzikle dans ediyordu AMERİKAN ASKERLERİ! İşte bir MİNARE daha, hadi yok edelim hepsini... Siz bayram ederken biz, sonsuz bir uykuda bombaların sesini dinledik... Ruhumuz sessizce göğe yükselirken, bir o kadarda sessizdi bedenlerimiz. Bu bayram da biz, liderlerin kınadığı, operasyonların isimsiz kurbanları ve her zamanki gibi İslam âleminin adını saygıyla andığı ŞEHİTLERDİK... Şehitlerdik hepimiz!

Biz bu bayramda namert bir pusuya düşürüldük! Evde bekleyenimiz kalmamıştı ve kesmiştik ümidi kardeşlerimizden. Hayatla ölüm arasındaki ince çizgide bir hayal olup kayboldu zayıf bedenlerimiz... Şimdi bir bayram daha yaklaşıyor... ALLAH'a adadığınız kurban niyetine binlerce kurban olduk, derken bir ölümle hepimiz! Biz bu bayramda kalbimizden vurulduk... Ruhlarınızı kaplayan ve gittikçe dünyaya yayılan büyük bir utancın karanlığında elveda dedik hayata... Siz mutlu olun yeter ki; Ellerinizde vahşeti kınayan üç beş pankart ve yanınızda utancınızla dönen bunca dolaba ve yapılan denge hesaplarına nasıl dur diyebilirsiniz ki...!

Ne yapabilir ki hayalet öfke operasyonlarının, vahşete omuz veren hayaletleri! Yalnızlığınız ve çaresizliğiniz bizim yalnızlıklarımızla birlikte kaybolacak... Şimdi üzülmeyin! Hayalet öfke, hayali insan! Hepiniz üzüldünüz halimize elbette ve kederle yaktığınız bir Amerikan sigarasını, derin derin içinize çektiğiniz dumanında kayboldu yüzleriniz... Aslında siz bizi hiç görmemiştiniz.....

ENE ZEYNEP, ENE FATIMA, ENE AIŞE, ENE IRAK, ENE FELLUCE!
# Posté le lundi 11 février 2008 16:48

BiLEMEZDiK ..

BiLEMEZDiK ..


İlk gördüğüm anda sana aşık oldum
Gözlerine baktığımda kendimi buldum
Tek bir engel vardı benden cok uzaktaydın
Ama seni bir tek seni içimde yaşattım

Bilemezdik severek ayrılacağımızı
Bilemezdik birbirimizden kopacağımızı
Geri dön desen hiç düşünmeden geri dönerim
Çünkü seni bir tek seni canımdan cok sevdim

istediğim tek şey sensin
inan bana sevdiğim birtek sensin
Sendin benim hayatıma anlam katan
yaşama nedenim olan
Öyle ßir girdin ki kalbime
Çıkmamak üzere ßirleştin bu yüreğime
Ne kadar isterdim yanında olmak
Sana Sarılmak
Gözlerinin içine ßakarak Seni Seviyorum demeyi
Ne çok isterdim bir bilsen

Aylar yıllar geçti seni bekliyorum
Hala içimde bir umut taşıyorum
Güzel günleri sanki tekrar yaşayacağım
Seninle birlikte olup mutlu olacağım

Bilemezdik severek ayrılacağımızı
Bilemezdik birbirimizden kopacağımızı
Geri dön desen hiç düşünmeden geri dönerim
Çünkü seni bir tek seni canımdan cok sevdim

Her zaman kaLbimde taşıdım seni
Kimseler alamadı yerini
Olmadı senin kadar kimse sevmedi beni
Yıllardır seni bekliyorum
Hep bir umut taşıyordum içimde
Belki birgün Belki birgün
Yeniden karşılaşırız ve Yeni bir sayfa açıp
Yarım kalan aşkımızı sonsuza dek yaşarız
En sonunda karşılaştık ve anladım ki
Sende beni hala seviyorsun
Öyleyse neyi bekliyoruz
Bana geri dön de hiç düşünmem gelirim sevdiğim
Senden bir tek ışık bekliyorum
Bana geri dön ne olursun sevdiğim
Seni çok ama çok Seviyorum
Hep sevdim ve hep de Seveceğim
Onca Acılar cektik ikimizde
Direndik ama yinede içimizde yaşattık sevgimizi
ßaksana onca yıllar geçmiş
ve Biz haala yenilmemişiz birtanem
Hadi sevgilim ellerini uzat bana
Korkma hiç bir zaman bırakmam seni bir daha ...
# Posté le lundi 11 février 2008 16:23

dünyanın en duygusal klibi

dünyanın en duygusal klibi
# Posté le vendredi 07 décembre 2007 15:49

Gitarcının Aşkı

Gitarcının Aşkı
Gitarcının Aşkı

Sabah erkenden gitarını alıp evden çıktı...posta kutusu boştu gene. Yoo, hayır. Beyaz birşeyler vardı. Kalbi hızla çarparken, kutuyu açıverdi.Elektrik faturası gelmişti...hem de herzamankinden "hoş" bir miktarda...Başka birşey olmadığını bildiği halde, gene kutunun içine bakti...Bo$...Dışarısı, ne soğuk ne de sıcak...kapalı bir havaydı.Yağmur yağmaması için dua etti...şemsiye evde kalmıştı ne de olsa...Karşıya geçmek için trafik lambalarının yanında durdu...önünden son sürat geçen araba, bütün çamuru sıçrattı...en sevdiği siyah pardesüsü de batmıştı...karşıya geçti.Karnı açtı...Her pazar sabahı uğradığı cafe'ye gitti..."tadilat nedeniyle kapalıyız" yazısını okurken, gülümsedi...aklına mezar taşına yazılabilecek bir şey geldi "Tadilat nedeniyle oldu...açlıktan"...neyse dedi kendi kendine" o kadar da aç değildim"...sonra bi yerlerde yerim diye düşünerek yürümeye başladı. Derken yanından geçen bir grup çocuk, ona sertçe çarptı. Yere yığıldı.Karşısında, evin balkonunda oturan bir grup genç kız, gülüyorlardı...ona gülüyorlardı...Ayağa kalkarken, cebindeki bozuklukların düştüğünü farketti. Herbiri ayrı bir yöne yuvarlanıyor...çatlaklardan, deliklerden düşüp kayboluyordu.Parası da gitmişti.Bi gitarı, bi de canı vardı...Yemek yiyecek,eve gidecek parası kalmamıştı...yorgundu. Mektup yazmayan, arayıp sormayan, çok sevdiği o kızla bir zamanlar gittikleri parkı hatırladı...orada küçük çocuklar bileklik, kolye gibi hediyelik eşya satarlar...müzisyenler maharetlerini gösterir, para kazanır,kızlara hava atarlardı...Parktaki o eski nese kalmamıştı.Yolun kenarına geçti. Elindeki gitar çantasını yere koydu. Gitarını çıkarıp, o "en" hüzünlü besteyi çaldı...sonra, o kıza bestelediği parçayı...ve bir başkasını...ve bir başkasını...çaldı...çaldı. Kulağına gelen takırtı sesleriyle kafasını kaldırdı. Gitar çantasına para dolmaya başlamıştı. Sonra, neşeli bir parça çaldı...para geldikçe,şarkılar daha bir hareketli, daha bir neşeli oluyordu...Güneş batmaya başladı... İleride zabıtalar göründü...daha fazla kalamazdı orada.Gitarı çantaya koydu ve kalktı...eve gidecek, yemek yiyecek parası vardı... belki kirayı hala veremeyecekti, bu ay...ama, hiç değilse düşürdüğünü karşılıyordu bu miktar...

Derken yağmur başladı...Eve daha çok var, diye geçirdi içinden. Ne zordu hayat!Yağmur altında yürümeyi severdi...ama yalnızken değil.Yalnızken,daha bi ağır yağıyordu sanki yağmur...Daha bir soğuk... Eve vardığında, kuşu öterek karşılamadı onu...sessizlik dolu ev, o an ürpertti...kafesin yanına gittiğinde, minik kuşu kafesin tabanında yatıyordu hiç kıpırdamadan...öylece..."ölüm" dedi..."sürprizleri seviyor" Islak giysilerini çıkardı...kuş gibi o da ölecekti, bu sefil hayatta.

Gitar çantasını açtı, kalan bozuklukları almak için. Arada beyaz bir kağıt gördü...Açar açmaz, yazı tanıdık geldi...o beyaz ellerin yazdığı notu okurken, önce heyecanlandı, sonra üzüldü...Notta: Demek hala bizim parçamızı çalıyorsun...ve yine çok hüzünlü bir şekilde. Beraber aldığımız kuşları hatırlıyor musun? Bendeki bu sabah öldü...ayrılığa dayanamadı herhalde...ama, biz insaniz, dayanabiliriz degilmi? Yarın gidiyorum bu şehirden...kendine iyi bak...hoşçakal! Anladı o an, işlediği hatayı...ne kadar da bencil olmuştu bugüne kadar. O bu şehirdeydi...ve hiç aramamıştı...o arar diye. Şimdi aynı şehirde bile olmayacaklardı. Gün batışını aynı anda izleyemeyecek, aynı ortamda aynı havayı solumayacaklardı...ama, o da affetmezdi ki...yoksa eder miydi?Dal rüzgarı affeder, ama kırılmıştır bir kere, diye geçirdi içinden...Kapı çaldı...ne de çok istedi o an için, kapıdakinin o olmasını...Bu nedenle açmadı kapıyı...o umudu taşımak istedi hep içinde...sonra uykuya daldı...uyanmamak üzere...

[ Ajouter un commentaire ] [ Aucun commentaire ]
# Posté le vendredi 07 décembre 2007 15:41
Modifié le vendredi 07 décembre 2007 15:51